image 10
image 20
image 30
Tüp Bebek ve SGK desteği

Ülkemizde her 100 çiftten 15’i doğal yollarla çocuk sahibi olamıyor. Buna bağlı olarak da, yılda 80-85 bin civarında tüp bebek tedavisi yapılıyor. Tüm dünyada tüp bebek tedavisi yapılan ülkeler arasında Türkiye, yedinci sırada yer alıyor.

 Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı, tüp bebek tedavileri ile ilgili güncel çalışmal... Devamı

TÜP BEBEKDE ÇOK YÜKSEK BAŞARI BEKLENTİSİNİN ÇİFTLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

İnfertilite pek çok çift için ani ve beklenmeyen bir yaşam krizidir. İnfertilitenin tanı ve tedavisi uzun yıllar alabildiğinden, çiftler stres ve infertiliteye uyum güçlükleri yaşamaktadır. Birçok çiftin yaşamı infertilite tanısından sonra değişmektedir. İnfertil çiftlerin tanı ve tedavi sürecinde yaşamları hastane etrafında döndüğünden, çiftler yaşamlarının hiçbir kalitesi olmadığını hissetmektedirler. 

İnfertil çiftler çok büyük bir baskı altındadırlar ve problemin çok özel olması nedeniyle sorunu gizleme ihtiyacı duyarlar. Gebelik konusundaki sorunları ailesi ve yakınlarıyla paylaşmamak infertil kişileri desteksiz bırakır. Bu durumlar sosyal bir yalnızlık haline dönüşebilir ve infertil çifti sıkıntılı bir zamanda destek kaynaklarından yoksun bırakır. Çiftler infertilite deneyimlerini, yaşamlarının en stresli deneyimi olarak tanımlarlar. 

İnfertilite bireylerin yaşamlarının her evresini etkilediği gibi, yaşam kalitelerini de azaltmaktadır. İnfertilite, kişinin kendine olan güvenini, iş yaşamını, eş, aile ve arkadaşlar ile ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Çiftlerin kişisel başarı ve başarısızlığı, infertilite tedavisiyle ilgili başarı ve başarısızlıktan ayrı tutma konusunda yardıma gereksinimleri vardır. 

Yapılan araştırmalarda; infertilitenin kadınlarda özgüven kaybına, sağlıkta bozulmaya, ümitte azalmaya ve diğer insanlarla olan ilişkilerde bozulmaya neden olduğu, yine kadınlarda depresyon, kaygı, suçluluk ve kızgınlık hissinin daha yüksek olduğu bildirilmiştir. 

İnfertil çiftler çoğunlukla, "umut ve hayal kırıklığı” döngüsü yaşadıklarını ifade ederler. Çiftler her ay sonunda gebe kalacaklarını umut ettiklerinden, gebe kalmadıklarını öğrendiklerinde hayal kırıklığı yaşayabilirler. Erkek ve kadının tamamen farklı şekilde infertilitenin stres ve kederini yaşaması, çiftler arasında kişisel ya da evlilikle ilgili problemler oluşturabilir. 

İnfertilite test ve tedavileri çiftler arasında öfke ve hayal kırıklığı duygularını arttırmaktadır. Eşlerden biri ya da diğerinde infertilite tanımlanması, suçluluk ve utanç duygularına neden olabilmektedir. İnfertilite çiftte, kontrol kaybı, erkeklik ya da kadınlık hakkında şüpheler, statü kaybı ve belirsizlik, sosyal damgalama duygusu, evlilik ilişkilerinde sıkıntı oluşturabilmektedir.

 Evli bir çift istediği halde toplumun beklentisini yerine getiremediğinde “aile olma” rolünü tam anlamıyla gerçekleştirememiş olur. Çiftlerin üreme fonksiyonunu gerçekleştirememeleri, başarısızlık, yetersizlik duygularına neden olmaktadır. İnfertilite, eşlerin sosyal yaşamlarını, psikolojik durumlarını, evlilik ilişkilerini, cinsel yaşamlarını, gelecek planlarını, kendine güven, kendi hakkındaki düşüncelerini, yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkileyerek karmaşık bir yaşam krizi haline gelmektedir. 

İnfertilite, yaşamı tehdit eden bir sağlık sorunu olmamakla birlikte, çiftin ruhsal sağlığına ve yaşam kalitesine yaptığı olumsuz etkilerle sağlıklı yaşamı tehdit etmektedir ve bir yaşam krizi olarak tanımlanmaktadır. İnfertil çiftlerde yapılan çalışmalar, özellikle kadınlarda erkeklerden daha fazla oranda kaygı, depresyon, stres ve düşmanlık duygularının yaşandığını ve cinsel yaşamın olumsuz etkilendiğini göstermiştir. İnfertilite sorunu yaşayan çiftlerin fazlalığı ve yarattığı sorunlar, infertilite tanı ve tedavisinde hızlı gelişmelere ve teknolojik tüm imkanların zorlanmasına neden olmuştur. 

Birkaç yıl öncesine kadar, birçok çift için kendi çocuğuna sahip olma fikri bir hayal olarak görünürken, Tüp Bebek tedavisinin de içinde bulunduğu birçok yardımcı üreme tekniği ile bu hayalin gerçekleşebilme yolu açılmıştır.