image 10
image 20
image 30
Tüp Bebek ve SGK desteği

Ülkemizde her 100 çiftten 15’i doğal yollarla çocuk sahibi olamıyor. Buna bağlı olarak da, yılda 80-85 bin civarında tüp bebek tedavisi yapılıyor. Tüm dünyada tüp bebek tedavisi yapılan ülkeler arasında Türkiye, yedinci sırada yer alıyor.

 Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı, tüp bebek tedavileri ile ilgili güncel çalışmal... Devamı

Gebelikte şeker taraması ZEHİRLİ denildi...

Gebelikte anne karnında  yeni bir yaşam oluşmuştur. Gelişmesinin her aşamasında farklı farklı ihtiyaçları ortaya çıkan  bubebeğin yaşamını kolaylaştırmak için gebelik esnasında anne vücudunda bazı değişimler gerçekleşir. Bebeğin sağlıklı bir şekilde ve devamlı gelişebilmesi için temel yakıt olan glukoz (şeker) ihtiyacının karşılanması ve düzenli bir şekilde büyüyebilmesi için annede insilün direnci oluşmakta ve bu nedenle gıda alımı sonrası kanda glukoz oranı gebelik öncesine göre biraz artmaktadır. Gebelerin çoğunda hamilelikte sorun yaşanmadan doğum sonrası bu direnç ortadan kalkmakta ve tekrar normal düzeyine dönrmektedir. Ancak bir grup hastada gebelikte ortaya çıkan bu insülin direnci kan glukoz düzeylerini normalden çok daha fazla arttırmakta ve gebelik şekeri (gestasyonel diabet) dediğimiz patolojik durum ortaya çıkmaktadır. Gebelikte kanda normalden fazla miktarda şeker bulunması durumunda birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Bu durumdaki anne adaylarında böbrek ve idrar yolları enfeksiyonu vajinal akıntılar ve dirençli vajinal mantar enfeksiyonları daha sık görülmektedir. 

Bebeğin yüksek kan şekerine maruz kaldığı gebelik dönemine göre bebekte farklı patolojiler ortaya çıkmaktadır. Gebeliğin başından itibaren özellikle ilk üç ayda anne kanında şeker yüksekse, bebeğe de yüksek şeker geçecektir ve bu yüksek şekere maruz kalan bebekte özellikle santral sinir sistemi ve dolaşım sistemini ilgilendiren organlarda (kalp, beyin) ciddi yapısal ve fonksiyonel bozukluklar ortaya çıkabilmekte ve hatta gebelik kaybına neden olabilmektedir.

Kronik şeker hastası olan annelerin bebeklerinde gelişme bozukluğu, düşük doğum ağırlığı hatta ani bebek ölümlerine kadar gidebilecek sorunlar yaşama ihtimali artmaktadır.  

Gebeliğin ikinci yarısında ve devamında gebelik şekeri gelişmesi durumunda bebekte aşırı kilo artışına bağlı olarak iri bebek görülme olasılığı artar. Aşırı kilolu bebek sonucunda doğum sırasında bebeğin takılması, doğumun zorlaşması, annede  doğum sırasında ciddi yırtıklar oluşması ve sezeryan oranının artması gibi sonuçların yanı sıra doğum sırasında bebekte kol felci, baş travması gibi ciddi sorunlar hatta bebek kaybı beklenebilir. İşte bu vahim sonuçların ortaya çıkmaması için, kimlerin risk altında olduğunu belirlemek amacıyla tüm gebelere  şeker tarama testleri uygulanmalıdır. Eğer bu testlerle riskli hastalar bulunur ve gebelikte diyet ve gerekirse ilaç tedavisiyle şeker seviyeleri kontrol altına alınırsa yukarıda anlatılan kötü sonuçlarla karşılaşılması önlenmiş olacaktır. Gebelikte şeker riskini belirlemek için yapılan bu testlerden en klasik olanı ve en çok uygulananı iki basamaklı tarama testidir.  Gebeliğin 24-28. haftaları arasında yapılmakta olan bu testte hastanın aç olma şartı olmaksızın 50 gr. glukoz içeren sıvı içmesi istenir. Bir saat sonra alınan kan örneğinde glukoz seviyesi ölçülür. Eğer 1.saat kan şekeri 140'ın altında ise hastada şeker hastalığı riski yoktur ve ilave bir şey yapmaya gerek yoktur. Eğer bu rakam 140'dan fazla ise durumu netleştirmek ve gerçekten 'Gebelik Şekeri' olup olmadığını tespit etmek için 3 saat süren 100 grlık test yapılır. 

Son zamanlarda önerilmeye başlanan bir diğer test ise; açlık kan şekeri alındıktan sonra, 75 gr. glukoz içeren sıvı içmesi istenen gebede 2. saat kan şekerinin ölçülmesidir. Ancak bu ikinci testte Diabet ve Gebelik Çalışma Grubunun (IADPSG) kriterleri kullanıldığında, 50gr lık teste göre daha fazla anne adayına gebelik şekeri teşhisi konmasına, daiş yükü artışı vetoplam maliyetin artmasına yol açtığı bilinmektedir. Ancak bu handikaplara karşı 50 grlık teste göre elde edilen klinik fayda henüz çok net olarak ortaya konamamıştır. Bu nedenle 50 gr lık test hala dünyada yaygın olarak tercih edilmektedir. 50 grlık glukozun zararlıi hiç bir etkisi yoktur. Kabaca 1,5 dilim baklava 50 gr glukoza eş değer şeker yüküne sahiptir. Günlük normal bir öğünde aldığımız şeker miktarı, bu testte kullandığımız şeker miktarından kat kat fazla olduğu unutulmamalıdır.

Aslında erken müdahaleden en fazla yarar görebilecek grup, gebeliğinin başında ve henüz şeker metabolizma bozukluğu teşhis edilmemiş anne adaylarıdır. Gebeliğin başında kan şekeri 80'nin üzerinde olan veya HbA1C değeri %5,9 ' un üzerinde olan anne adayları riskli kabul edilmeli ve tarama testleri erken dönemde yapılmalıdır.

Bazı anne adaylarında Gebelik Şekeri riski yüksekdir. Bu hasta gruplarında tarama testleri için 24. haftaya kadar beklenmesine gerek yoktur. 

Gebelikte şeker hastalığı çıkma riski yüksek olanlar;

* Gebelikten önce kilolu olanlar

•Ailesinde şeker hastalığı olanlar

•Daha önceden zaman zaman yüksek şeker hikayesi olanlar

•Daha önce İri bebek (4 kilodan büyük bebek) doğuranlar

•Daha önce ölü doğumu olanlar

•Önceki gebeliğinde diyabet hikayesi olanlar

•Amnion sıvısı normalden çok fazla olanlar

•Polikistik over sendromu olanlar

Özetle.yukarıdaki açıklamaları göz önüne alırsak basit bir test olan 50 gr lık tarama testinin hiçbir zararı olmadığı gibi, bazı anne adayları ve bebekleri için hayat kurtarıcı rol oynayacağı açıktır. Şeker tarama testleri tüm gebelere uygulanmalı ve böylece ciddi zarar görebilecek gebeler, bu olası tehlikelerden korunmalıdır.